Tutankamon’un Mezarı Nerededir, Özellikleri

Durma Sende Paylaş!

Milattan önce hüküm sürmüş bir çok firavun mevcuttur. Bu hükümdarlar yine hüküm sürdüleri Mısır’ın ortaları ve Nil Nehri kıyılarının yakınındaki Krallar Vâdilerine gömülmüştür. Üzerinden geçen yıllar ardından bu mezarlar ve içerisinde bulunan çeşitli hazineler kalın mı kalın kum tabakaları altında kalmış ve gün ışığına çıkmayı beklemişlerdir.

Bu mezarların bulunmalarına dağir ilk araştırma ve çabalar 1902 tarihinde Amerikalı Davis ile başlamış ve devam etmiştir. Bundan sonraki ilk araştırmalar 1914′te Howard Carter ve Lord Carnarvon ile devam etmiştir. Bu iki araştırmacı içerisinde Krallar Vâdisinin de bulunduğu bir çok mezar’a girmeye teşebbüs etmiş ve çok geniş çaplı araştırmalar sonucunda geniş çaplı kazılar yapmışlardır. Süregelen bu çalışmalardan bir süre sonra işçi kulübelerinin kalıntıları bulunmuş ve buda araştırmacıları daha da heyecanlandırmıştır çünkü bu mezarların yakınında başka mezarlar da bulabilecekleri düşüncesinin oluşmasına yol açılmıştır.

Araştırmalar sonucunda tarihler 5 Kasım 1922′yi gösterdiğinde heyecan verici bir sonuca ulaşılmıştır. Kulübelerden birinin araştırılmasın sonrasında kulübelerden birinin altında ve aşağıya doğru inen merdivenler keşfedilmiş ve çalışmalar büyük bir titizlik ve hızla devam ettirilmiştir. Bir süre sonra bu merdivenlerin bir mezarın girişi olduğu anlaşılacaktır. Çalışmann devam ettiği süreç boyunca Carnarvon ve Carter bu mezarda hekeller ve büyük bir hazine salonu bulmuşlardır. İlerlemeye devam ettikleri süreçte ise Tutankamon’un lâhdini bulacaklardır. Tarihler 23 Şubat 1923′ü gösterdiğinde buldukları lâhdin içerisini açan bu iki araştırmacı lâhdin ierisinde Tutankamon’un mumyasını el değmemiş şekilde bulmuşlardır. Araştırmacılardan Carter’a son kazı ve araştırma çalışmaları sırasında kendisini en çok heyecanlandıran şeyin ne olduklarını soranlara şu cevabı vermiştir.

“Küçük bir çiçek demeti. Bu, dul bir kadının, kocasına verdiği son hediyeydi. Ve çiçekler, aradan geçen üçbin beşyüz yıl’a rağmen renklerini kaybetmemişti.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.