Peloponnesos Savaşı (peloponez savaşı)

Durma Sende Paylaş!

Peloponnesos-Savaşı-peloponez-savaşı-250x180 Peloponnesos Savaşı (peloponez savaşı)

Peloponnesos Savaşı (peloponez savaşı)

Peloponnesos Savaşı (peloponez savaşı )

Peloponnesos Savaşı bu son aykırılıktan dolayı patlak verdi (431-404). Atina’mn inatçı siyaseti, müttefiklerin ayaklanmasına ve hegemonya kurmaya yönelik tutumuysa, eski rakipleri olan Sparta ve Korintos’un karşı tavır almasına sebep oldu.

Şiddetli savaş, yaklaşık otuz yıl sürdü. Perikles’in izlemek istediği strateji, iki yüzyıl süren bir gelişmenin mantıki sonucuydu; şehir, denize dönük bir konuma sahipti. Temistokles tarafından Pire’nin kurulması ve Uzun Surlar’m inşa edilmesi, şehri ve limanını, kurtuluşunun denize ve filosuna bağlı olduğu bir tür ada durumuna getirdi.

Spartalılarm zaman zaman tekrarlanan saldırılarına terk edilen Attike’de halk, duvarların arkasına çekildi. Vatandaşlar bu saldırılara dayanarak denizde karşı saldırıya geçti. Perikles’in 429’da vebaya tutulması ve ölümü, Atmalıları zayıflattı: zenginlikleri sayesinde savaşı sürdürebildiler ve 421’de Nikias’m yaptığı barış, bir süre için düşmanlıklara son verdiyse de, Alkibiades’in isteği üzerine yapılan ve hezimetle sonuçlanan Sicilya seferiyle (415413) çatışmalar tekrar başladı. 12 000 vatandaşını yitiren Atina, Ege Denizi’nde birkaç zafer kazandı, fakat, 405’de Aigos-Pota- mos Savaşı’nda kesin olarak yenilgiye uğradı. Bundan bir yıl sonra Spartalılar, tüm siteleri yenilgiye uğramış siteye girdi.

ÇÖKÜŞ

Savaş, demokrasinin işleyişini ciddi şekilde değişikliğe uğrattı. 411’de oligarşiyi temsil edenler, rejimi devirmeyi bile başardı, fakat, denemeleri sonuçsuz kaldı. Savaş sonunda Sparta tarafından empoze edilen tiranlar olan «otuz»lar diktatörlüğü, hakimiyeti elde tutamadı.

Atinalılar, 403’te tekrar düzenledikleri demokrasilerine sadık kaldılar. Hegemonya kurmaya hevesli siteler arasında ustaca bir oyun sergilediler ve 377ide, bir süre için denizlere tekrar hakim oldular ve müttefiklerin isyanıyla zayıflayıp (357-355) II. Filippos tarafından bozulan, ikinci bir deniz konferedasyonu bile kurdular.

Makedonya tehlikesi. Böylece Atina, yeni bir tehlikeyle karşı karşıya kaldı. Bu, tüm Eski Yunan’ı etkisi altına alan Makedonya kralının yarattığı tehlikeydi. 338’de Haiorenia’da II. Filippos, birleşmiş siteler karşısında zafer kazandı. Atina’ya karşı hoşgörülü davrandı ve site, otonomisini korudu fakat, tüm Yunan sitelerini Makedonya hegemonyası altında birleştiren Korintos Birli- ği’ne girmek zorunda kaldı.

° Helen ve Roma Atinası. İskender’in ölümünden ve başarısız geçen bir isyan denemesinden sonra (Lamia Savaşı) Atmalılar 322’de, Antipatros’dan gelen MakedonyalI bir garnizonu ve aralarından en fakir durumda olanlara sürgün mecburiyeti getiren oligarşiye dayalı bir anayasayı kabul etmek zorunda kaldılar.

Bu dönemden itibaren, MakedonyalInın yerine geçecek olanların kendi taraflarına çekmek için uğraştıkları ve sonuçsuz kalan bir intikam hayalinin peşini de bırakmayan Atina, ancak bir zamanlar sahip olduğu konumun gölgesinden ibaret kaldı. Zaten, Yunan dünyasının ağırlık merkezi de, yakın bir zamanda fethedilen doğu eyaletlerine kaydı ve sitenin ekonomik faaliyeti düştü. Edebi eserlerin yaratılmasında bile zayıflama kaydedildi ve sadece, Menandros sayesinde, gelenekselliği savunan Yeni Komedya türü canlı kaldı. Buna karşılık, Epikuros felsefesiyle stoacılık okullarının geliştiği Atina, felsefi düşüncenin en faal merkezi oldu.

168’de Pidna’da, Perseus’un yenilgisinden sonra Makedonya hegemonyası yerini, Roma hegemonyasına bırakınca, Atina, biraz canlılık kazandı (Romalılar, özellikle Delos’u buraya verdiler ve Pire, Korintos’un 146’da yıkılmasından hala kazanç sağlıyordu). Buna rağmen, I. yy’dan itibaren tehlikelere açık olan Atina (86’da, Süha’nın orduları tarafından yağmalanması), imparatorluk döneminde Romalı barışından yararlanmış, serbest ve federe bir devlet olarak kalmışsa da, imparatorların bu siteye yağdırdığı övgüler (Helen hanedanlarından sonra) aslında Atina’nın zayıflığıyla ters orantılıydı. Fakat, söz konusu övgüler, bir zamanlar Yunanistan’a hakim olan sitenin koruduğu büyük prestijin de bir kanıtını teşkil ediyordu.

admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.