Astım Nedir-Belirtileri-Tedavisi

Alerjik Astım

Astım hava yollarında oluşan daralmanın ardından açığa çıkarak kendini gösteren ve ataklar (kriz) halinde gelen kronik bir rahatsızlıktır. Astım halk sağlığı sorunu olmakla beraber Dünya üzerinde 200 milyonun üstünde kişiyi etkisine aldığı düşünülen bir rahatsızlıktır.

 

Astım Belirtileri Nelerdir?

  1. Hava yollarında daralma olduğunda hastalığın seyri;
  2. Gıcık şeklinde durmayan öksürük ( kuru şekilde ),
  3. Nefes alır veya verirken oluşan hırıltı veya hışırtı,
  4. Nefes darlığı,
  5. Göğüste baskı hissi ve bu hisse dayalı nefes alamama hissi.

 

Bu belirtiler astım hastalarında tekrarlayıcıdırlar ve tekrarlayıcılıklarına bağlı olarak ataklar/nöbetler halinde gelirler. Genellikle gece yatmadan önce veya sabaha karşı uyanıldığında kendilerini gösterirler. Kendiliğinden veya ilaçlarla düzelmesinin yanında kronikte olabilme ihtimali olan bu rahatsızlık mevsimsel ve kişisel olarak değişiklik gösterebilmektedirler.

 

Astım hastalığını tetikleyen etkenler;

  1. Alerjenler,
  2. Egzersiz,
  3. Stres ve duygusal değişiklikler,
  4. Sigara kullanımı.

Solunum yollarında oluşan darlık ve hassasiyetin saptanması için solunum yolları testine girilip hastalık hakkında doğru ve sağlıklı bilgi edinmek gerekir. Alerjik astımda önemli unsur astımı tetikleyen etkenleri bulmak için alerjiyi tetikleyen unsurları bulmaktır. Bu aşamadan sonra kronik astım ve tedavisi için ilaçların doğru kullanılması ve alerjiyi tetikleyen unsurlardan uzak durulması gerekmektedir.

Öğrenmeyi Etkileyen Dış Faktörler

1. Haftanın günleri ve günün saatleri

Öğrencilerin genel uyarılmışlık halini etkileyen dolayısıyla öğrenmelerini hızlandıran veya yavaşlatan önemli dış faktörlerden birisi haftanın günleri ve günün saatleridir. Haftanın ilk günü hafta sonu gevşekliğinin atılacağı ve konsantrenin oluşacağı gün olduğu için, yine haftanın son gününün haftanın yorgunluğu biriktiği gün olduğu için hem öğretmenin hem öğrencinin dolayısıyla da öğrenmenin verimsiz olabileceği gün olarak bilinmektedir. Günün ilk ve son saatleri de uyanıklık halinin azaldığı saatler olarak bilinmektedir. Bu nedenle haftalık ders çizelgelerinin hazırlanması sırasında bu durumun göz önünde bulundurulması gerekir. İlkokullarda bu durum ile ilgili farklı uygulamalara yer verilmiştir. Örneğin, günün ilk on dakikasının günlük olaylar üzerine konuşmaya, günün son saatlerinin serbest etkinlik gibi derslere yer vermek gibi..

2. Hazırbulunuşluk

Öğrencinin bir bilgi ya da beceriyi öğrenmesi için sahip olması gereken yeterlilikler bulunması gerekir. Bu nedenle öğretmenler öğretim yılı başında veya derslerin başlangıcında öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeylerini kontrol ederek derse başlamaları gerekmektedir.

3. Yoksunluk

Bireyin öğrenmesini olumsuz yönde etkileyen faktörlerden birisi de belirli bir olgunluğa ulaştığında yeterli miktarda uygun uyarıcıların verilmemiş olmasıdır. Örneğin, sınıf içi öğrenme sırasında öğrencilerin öğrenmesi gereken kavram ile ilgili öğretmenlerin yeterli miktarda olumlu ve olumsuz örnekleri sunması gerekir. Bu durum gerçekleşmediğinde kavram yanılgıları ortaya çıkabilmektedir.

4. Hava durumu

Öğrencilerin dikkatlerinin öğrenme birimi üzerinde toplanması, elverişli bir öğrenme ortamının oluşturulmasında hava şartları da önemli bir dış faktördür. Sınıflarda hava sıcaklığının yüksek olması veya düşük olması öğrenmeyi olumsuz yönde etkilemektedir.

5. Işık ve gürültü

Öğrenme ortamlarındaki ışık ve gürültü miktarı da öğrenmeyi etkilemektedir. Işık miktarının uygun olması ve uygun yönden gelmesi öğrenmeyi de desteklerken, yetersiz ışık veya yanlış taraftan gelen ışık öğrenmeyi olumsuz etkilemektedir. Öğrenme ortamındaki gürültü de öğrenmeyi olumsuz etkilemektedir.

6. Psikolojik ortam

İyi bir öğrenme, fiziki açıdan öğrenme ortamının uygun hale getirilmesinin yanında güdülenme, yorgunluk, dikkat gibi psikolojik açıdan da uygun hale getirilmesi ile mümkün olur.

Psikolojinin Alt Dalları Nelerdir?

Psikoloji, insan davranışları, insanın bulunduğu ortamlar, insanlar arası ilişkiler, bellek, motivasyon, duyular, dikkat, gelişim, öğrenme, dil ve iletişim gibi birçok alanı kapsadığı için çalışmalar alt alanlarda yürütülmektedir. Bu alanlar kısaca aşağıda açıklanmıştır.

Deneysel Psikoloji

Bu alanda çalışan psikologlar, belli bir davranışı etkileyen çevre şartlarını ve uyarıcıları ayrıntılı bir şekilde tanımlayıp ölçerek, uyaranın hangi davranışı nasıl ve ne derece etkilediğini belirlemeye çalışır.

Fizyolojik Psikoloji

Fizyolojik psikoloji, genel anlamda dirim bilimsel proseslerle hareketin arasındaki münasebeti inceler. Duyu uzuvlarının strüktürü ve mekanizması, kana karışan hormonların fizyolojik sisteme ve dolayısıyla davranışa olan etkisi de fizyolojik psikolojinin inceleme konusu içinde yer alır. Örneğin dışarıdan gelen uyarıcıların türü ile beynin uyarıldığı bölgenin davranış yönünden önemi nedir? Psikofarmakoloji, fizyolojik psikolojinin bir alt alanıdır.

Klinik Psikoloji

Klinik psikoloji alanı, rahatsızlığı, ruhsal yetersizliği, uyumsuzluğu anlamak, tahmin etmek ve hafifletmek, aynı zamanda insan adaptasyonunu, ruhsal balansı ve şahsi inkişafı ilerletmek için ilimi kuramı ve yürütümü bütünler. Klinik psikoloji, yaşam süresi boyunca değişen kültürlerde ve tüm sosyoekonomik seviyelerde insan fonksiyonunun zihni, hissi, dirim bilimsel, ruhsal, içtimai ve davranışsal tarafları üzerine mihraklanır.

Danışmanlık Psikolojisi

Danışmanlık psikolojisi, bireyin kendi hayatının değişik yönleriyle alakalı hükümler vermesine yardımcı olabilecek bilgi ve kabiliyetleri fertte geliştirmeyi amaçlar. Okullarımızda rehber öğretmen ya da psikolojik danışman olarak görev yapan kişiler bu alanda çalışmaktadır. Bireylerin sahip oldukları gizli güçleri fark etmelerini, kendilerini tanımalarını, kendilerine uygun seçim yapmalarını sağlamaya yönelik çalışmalar yapmaktadırlar. Ayrı bir uzmanlık alanı olarak ülkemizde bu alanda uzman yetiştiren bölümler bulunmaktadır. Ayrıca yükseköğrenim kurumlarında öğretmen yetiştirmek için okutulan rehberlik adı altında bir ders bile bulunmaktadır.

Sosyal Psikoloji

Bireylerin birbirleri ile etkileşimlerini inceleyen psikolojinin alt dalıdır. Araştırma kapsamı içine, kişilerin birbirlerini algılamasında etkisini gösteren mühim değişiciler olarak davranışlar, şahsi alımlılık, tevafuk, baş eğme, toplumsal düzgüler, ikna etme ve edilme gibi konular girer.

Endüstri Psikolojisi

Endüstri psikolojisi, belirli bir işe en uygun kişiyi veya belirli bir kişiye en uygun işi seçmeyle ilgilenir.

KERATİN UYGULAMASI İLE SAÇLAR YENİDEN CANLANIR MI?

Keratin Nedir?  Keratin Bakımı Yaptırırsam Saçlarım Nasıl Olur?

Kuru, yıpranmış, incelmiş saçlar keratin bakımı ile tekrardan canlanır. Son dönemlerde oldukça revaçta olan keratin bakımı bayanları saç kestirmekten kurtarıyor.

Keratin  saçlarda ve tırnaklarda zaten var olan bir proteindir. Saçlarımızın % 75’ i proteinlerden oluşur. Zamanla saçlarımıza dışardan yapmış olduğumuz işlemler sonucunda bu proteinler zarar görür ve saçlarda yıpranma meydana gelir.

Keratin bakımının asıl amacı saçın incelen kısımlarını keratinle doldurarak saçın yeniden canlanmasını ve sağlığını geri kazandırmasıdır.

Saçlarını sık boyatan, aşırı ısıya maruz bırakılan saçlarda keratin miktarı zamanla azalır. Kreatin saç diplerinde daha sıkı bir bağ ortaya çıkararak dökülmeyi büyük oranda önler. Eğer saçtaki keratin dengesi sağlanabilmişse saçlardaki kırılarak dökülmeler duracaktır.

Eğer saçlarda daha önce kimyasal bir işlem yapılmadıysa veya saçların ekstra şekilde güçlendirilmesine ihtiyaç duyulmuyorsa keratin bakımı  gerekli değildir.

Saçlarınız yıpranmışsa, uçları kırıksa, solgunlaşmışsa ve kestirmeye de yanaşmıyorsanız keratin bakımı saçlarınız için birebirdir.