Cebelitarık Hangi Ülkeler Arasında ve Neden Önemlidir?

Cebelitarık Boğazı, Avrupa ile Afrika kıtalarını ayıran boğazdır. Afrika kıtasında Fas, Avrupa kıtasında İspanya arasındadır.  Adını Tarık Bin Ziyad’dan alan boğaz, Arapça’da “cebel” dağ demektir. Cebel-i Târık, “Tarık’ın dağı” anlamına gelmektedir.  Siyasi olarak egemenliği Fas, İspanya ve İngiltere’ye aittir.

Eski tarihlerde “Calpe” adı ile anılan boğaz, daha sonra Arap ordu komutanı Tarık Bin Ziyad ile anılmıştır.  Cebelitarık 1462’de Araplardan, İspanyollara geçmiş 1502’de resmen İspanyol topraklarına katılmıştır. 24 temmuz 1704’te Birleşik Krallık-Hollanda deniz kuvvetleri tarafından ele geçirilmiştir, 1713 tarihindeki Utrecht Antlaşması’yla İspanya kaleyi İngiltere’ye iade etmeyi kabul etmiştir.

 

Cebelitarık Boğazı’nın toplam uzunluğu 60 km’dir. Boğazın en geniş noktası Trafalgar Burnu ile Spartel Burnu arasında 44 km, en dar noktası ise Cires Burnu ile Tarija Burnunun doğusunda 14,2 km’dir. Boğaz’ın ortası, en sığ noktası olup derinliği 324 metre’dir.

 

Cebelitarık Boğazı İngiltere ile İspanya arasında büyük sorun teşkil etmektedir. 1969 yılında yapılan referandum ile bölge halkı İngiltere’ye bağlı özerk bir yönetim olmayı kabul etmiştir.  Son dönemlerde İspanya ile Fas arasında Perejil (Leyla) Adası için siyasi kriz sürmektedir. İspanya kıyılarına 8 km, Fas kıyılarına ise 300 metre mesafede bulunan kayalık ada için iki ülke asker bile çıkarmışlardı.

Osmanlı’da Eğitim Kurumları

Osmanlı Devleti’ndeki eğitim kurumları nelerdir? Osmanlı’da kurulan ve kullanılan eğitim sistemi ile ilgili kısaca bilgi. Sıbyan (Subyan) mektebi, medrese, enderun nedir, ne işe yarar, hakkında özet yazı.

İslam eğitim sisteminin temel kurumu olan medrese, Osmanlılar döneminde de eğitimin temeli olmuş, Osmanlı’ya uygun biçimsel gelişmeler göstermiştir. Medrese sıbyan mektebinden sonra orta, lise, yüksek okul ve üniversite eğitimi veren, İslami kimliği sebebiyle sadece müslümanların devam ettiği bir eğitim kurumu özelliğindedir. İmparatorluk sınırlarındaki müslümanların eğitimi ulema adı verilen dindar zümre tarafından İslam dininin hükümlerine göre denetlenmekteydi. 2. Mahmut dönemine kadar İslami teşkilatlanma yürütülmüştür. Bu dönemde batı tarzı kurumlar oluşturulmadan önce, memur yetiştirmek amacıyla: Acemi Oğlanlar Ocağı ve Enderûn Mektebi; sivil halkın eğitimi amacıyla Sıbyan Mektepleri ve Medreseler kurulmuş idi. İlk medrese 1331’de kurulan İznik Orhaniyesi’dir.

Osmanlı Devleti’nin klasik döneminde, temel bilim kurumu medreseydi. Burada hem akli, hem de nakli ilimler okutuluyordu. Nakli ilimler, islâm dinine ilişkin bilgilerdir. Bunlar; Kur’an, Tefsir, Hadis, Fıkıh ve Kelam’dı. Akli ilimler ise; bir yönüyle Allah’ın varlığını ve yüceliğinin delillerinden, diğer yönüyle dünya düzenini açıklayan bilimlerdir. Bunlar; Felsefe, Matematik, Astronomi, Fizik, Kimya, Biyoloji, Coğrafya gibi ilimlerdir. Medreselerin dışında, tekke, dergah, cami. lonca, sıbyan mektepleri, saray okulları ve konaklarda da eğitim yapılırdı.

Osmanlı’da Eğitim Kurumları

Klasik Osmanlı sisteminde örgün eğitim veren üç temel kurum olduğu görülür.

1. Sıbyan Mektebi
Sıbyan mektebi, Osmanlılarda geneksel ilköğretim kurumu. Mahalle mektebi olarak da bilinir.Sıbyan mektepleri Osmanlı kent ve kasabalarında en yaygın eğitim-öğretim kurumlarıydı ve daha çok bir caminin ya da hayır kurumunun yanında açılırdı. Mahalle temelinde kurulduğu için mahalle mektebi de denen bu okullara başlama yaşı, ebeveyn ile hocanın kararına göreydi. 4 yaşında da 10 yaşında da başlanabilir, bed-i besmele cemiyeti ya da amin alayı ile mektebe getirilen çocuğa ilkin besmele öğretilir, sonraki günlerde ise bireysel metotlarla, elifba cüzünden Arap harfleri ezberlettirilirdi.Ahlak eğitimi müslüman örf ve adetlerinin çocuklara yerleştirilmesi ve benimsetilmesi şeklinde verilirdi. Okulu başarıyla bitirmiş sayılmak için, Kuran’ı en az bir kez hatmetmek koşuldu.

1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkıncaya değin sıbyan mektepleri daha çok kırsal kesimde varlıklarını sürdürdü.

2.Medrese
Osmanlı Devleti’nin dayandığı sistemlerin temel düşüncesini ve­ren eğitim ve öğretim sisteminin temel kurumu medresedir.Osmanlı Devleti’nin devrinde ilk medrese Orhan Bey zamanında 1330 yılında Orhan Gazi Medresesi olarak İznik’te kurulmuştur.

Umumî bilgi veren medreselerde “ulûm-i Õâliye” denilen kelam, mantik, belagat, lugat, nahiv, matematik, astronomi, felsefe, tarih ve cografya gibi “âlet ilimleri” denilen ilimlerin yaninda “ulûm-i âliye” denilen Kur’an ilimleri ile hadis ve Islâm hukuku (fikih) gibi ilimler okutulurdu.

Medreseler, XVI. yüzyılın sonlarına doğru bozulmaya başladı. Bozulmanın nedenleri şunlardır:1% Müsbet bilimlerin giderek okutulmaması & Kanunlara aykırı olarak medreselere müdahale edilmesi “A Medrese ile ilgisi olmayanlara müderrislik verilmesi ve ule­ma çocuklarına daha beşikte iken müderrislik payesi verilmesi­dir.

3. Enderun
Enderun devlet memuru, idareci, komutan ve sanatkar ye­tiştirmek amacıyla kurulan bu saray okulu ilk ola­rak II. Murat zamanında kurulup, zamanla çeşitli değişikliklere uğramakla beraber Osmanlı Devleti’nin son zamanlarına kadar (1908) varlığını sürdüren bir saray okuludur.

Enderun Mektebine Hıristiyan tebânın yetenekli çocukları alınırdı ki bu çocuklar akıllı ve zeki, kâbiliyetli ve de yakışıklı idiler. Devşirme sistemiyle toplanan bu çocuklar Enderun’da iyi bir müslüman, güvenilir ve nitelikli bir devlet adamı ve usta bir sanatkâr olarak yetiştirilirdi. Osmanlılar’a tabî olan ülkelerin rehine olarak İstanbul’a gönderdikleri çocukları da yine Enderun’da eğitilirlerdi. Daha sonraları Ende­run’a Müslüman ailelerin çocukları da alınmıştır.

Enderûn mektebine alınan çocuklara, Kur’an-ı Kerim, tefsir, hadis, kelâm gibi dini dersler, edebiyat, inşa (şiir), dil bilgisi, Arapça, Farsça gibi dil ve edebiyat dersleri ve matematik, coğrafya, mantık gibi müspet ilimler dersleri okutulurdu. Bir taraftan da Osmanlı saray geleneği ve görgüsüyle, protokol kaideleri ve bürokratik işler öğretilirdi. Bunların yanında çeşitli sanat kollarında beceriler kazandırıldığı gibi sportif faaliyetlere de yer verilirdi. Bu önemli eğitim kurumu Osmanlı devlet hayatına çok sayıda sadrazam, vezir, yüksek rütbeli asker ve bir çok hattat, şair, müzisyen, ressam ve minyatür ustası yetiştirmiştir.

Osmanlı Devleti’nde ki Eğitim Kurumları İçin Ne Demek İstersiniz?