Soğan Nasıl Soyulur, Püf Noktaları Nelerdir?

Bilindiği gibi soğan; soyarken gözlerimizi acıtan ve acı olabilen sağlıkli bir besindir. Yiyeceğimiz soğan çok acıysa yapmamış gereken tek şey şudur;

  • Soğanın kabuklarını güzel bir şekilde soyunuz,
  • Kabuklarını soyduğunuz soğanı güzelce yıkayınız,
  • Bu işlemlerden sonra soyulan ve yıkanan soğanlarınızı biraz kaynatınız,
  • Kaynayan soğanı alıp suyunu dökünüz.

Yemeklerimizde bazen tad değiştirici olarak kullandığımız soğan sonucunda soğan kokusu çok yoğun olarak gelebilir. Bu durum iştahımızın kaçmasına yol açabilir. Bu yüzden yine aynı yukarıdaki gibi; kabukları soymalı, soğanı yıkayıp biraz kaynatmanız gerekmektedir. Bu işlemden sonra suyu döküp, soğanı kullanmalısınız. Bu sayede yemeğinizi yeme esnasında soğan kokusunu daha az alacaksınız.

Tüm bunlara ek olarak aldığınız soğanınızı yemek değilde yarım ekmek arası yaptığınız tost veya yiyeceklere koyacaksanız ve koyacak olduğunuz soğanınız acıysa bu sefer yapmanız gerekenleri kısaca şöyle listeleyebiliriz;

  • Soğan kabuklarınızı güzel bir şekilde soğandan ayırınız,
  • Kabukları soyulan soğanı güzel bir şekilde yıkayınız,
  • Yıkadığınız soğanı yarım ekmek arası servisinizin içine koyacağınız için soğanı dilediğiniz gibi kesiniz,
  • Kestiğiniz soğanı derin bir tabağa yerleştirerek üzerine su ekleyiniz,
  • Su eklediğiniz tabağın içerisinde bulunan soğanları elleriniz ile ovalayınız.

Bu sayede öldürdüğünüz soğanlar, kaynatma sitilinde olduğu gibi içindeki acı suyunu dışarıya yani suya bırakacaktır. Sizin yapmanız gereken şey ise soğanları servise koyarken bu acı suyu boşaltmanız olacaktır.

Ağustos Böceklerinin Sesleri ve Neden Durmadan Öter?

Ağustos böcekleri yazın başladığı zaman diliminde ötmeye başlarlar ve bildiğimiz üzere bu ses bir süre sonra çok sıkıcı bir hâl almaktadır. Durmadan ötmesi ve havanın sıcaklığı durumu daha da kötüleştirmektedir. Ağustos böceklerinin durmadan ses çıkarma eylemleri kuşların ötme eylemlerine benzerler. Detaylı olarak üzerinde durulduğunda ise kuşların ötme eylemlerinden bu böceklerin ses çıkarma eylemleri çok başkadır. Kuşlar ağızları aracılığı ile ürettikleri seslere kıyasen bu böcekler bu sesleri karın bölgelerinin alt kısmında bulunan ve boyutça küçük olan özel bir kası titreterek çıkartırlar.Ağustos böcekleri kuşlarla kıyaslandığında aralarında ki diğer büyük bir fark ise Ağustos böceklerinin sadece erkek cinsiyetini taşıyanlarının ötmesidir. Her bir erkek ağustos böceğinin karın bölgelerinin alt kısmında kapakla kaplı olan ve durmadan titreşen  iki adet zardan meydana gelen vücutlarının parçalarından ses çıkar. Stabil olan bu ses durmaksızın aynı seyirde ve aynı tonda devam eder. Erkeğin bu bölgede bulunan kası, zarı durmaksızın titreştirerek sesin sürekli devam etmesini sağlar.

Ağustos böcekleri ne zaman susar?

Erkek ağustos böcekleri yaz sıcaklarında durmadan öter ve sıcağın getirdiği stres ile bu hayvanın çıkardığı ses birleşerek zamanı daha sıkıcı bir hâle getirir. Ağustos böcekleri sadece karnını doyurduğu süreç içerisinde durmadan öterler. Bu hayvanlar karınlarını duyduğu gün batımı diliminde susarlar.

Ay Neden Bizi Takip Eder, İşte Cevabı

Ay da Dünyamız olduğu gibi sabit bir cisimdir ve bizle birlikte yürüyemez veya bizleri asla takip edemez. Bizleri yürürken ayın bizi takip etmesi hissinin tek sebebi Ay’ın Dünyamızdan çok uzakta olması akabinde büyüklüğünden kaynaklanır.

Dünyamıza yakın olan gökcisimlerinden biri olan ve çıplak göz ile görebildiğimiz Ay, kendine bakan insanların gördüğüne oranla daha büyük ve daha yüksektedir. Ay’ın kendisine bakan insanlar bir süre sonra mesafesini değiştirmiş olur ancak değişen sadece mesafedir ve açı değişmez. Bu gökcismine uzun bir süre bakarsak yer değiştirdiğinin farkına varırız. Gündüzün dışında gece vakitlerinde dışarıda gezerken de ay’a ara ara baktığımızda bu yüzden bizi takip ediyormuş gibi hissederiz.

Tutankamon’un Mezarı Nerededir, Özellikleri

Milattan önce hüküm sürmüş bir çok firavun mevcuttur. Bu hükümdarlar yine hüküm sürdüleri Mısır’ın ortaları ve Nil Nehri kıyılarının yakınındaki Krallar Vâdilerine gömülmüştür. Üzerinden geçen yıllar ardından bu mezarlar ve içerisinde bulunan çeşitli hazineler kalın mı kalın kum tabakaları altında kalmış ve gün ışığına çıkmayı beklemişlerdir.

Bu mezarların bulunmalarına dağir ilk araştırma ve çabalar 1902 tarihinde Amerikalı Davis ile başlamış ve devam etmiştir. Bundan sonraki ilk araştırmalar 1914′te Howard Carter ve Lord Carnarvon ile devam etmiştir. Bu iki araştırmacı içerisinde Krallar Vâdisinin de bulunduğu bir çok mezar’a girmeye teşebbüs etmiş ve çok geniş çaplı araştırmalar sonucunda geniş çaplı kazılar yapmışlardır. Süregelen bu çalışmalardan bir süre sonra işçi kulübelerinin kalıntıları bulunmuş ve buda araştırmacıları daha da heyecanlandırmıştır çünkü bu mezarların yakınında başka mezarlar da bulabilecekleri düşüncesinin oluşmasına yol açılmıştır.

Araştırmalar sonucunda tarihler 5 Kasım 1922′yi gösterdiğinde heyecan verici bir sonuca ulaşılmıştır. Kulübelerden birinin araştırılmasın sonrasında kulübelerden birinin altında ve aşağıya doğru inen merdivenler keşfedilmiş ve çalışmalar büyük bir titizlik ve hızla devam ettirilmiştir. Bir süre sonra bu merdivenlerin bir mezarın girişi olduğu anlaşılacaktır. Çalışmann devam ettiği süreç boyunca Carnarvon ve Carter bu mezarda hekeller ve büyük bir hazine salonu bulmuşlardır. İlerlemeye devam ettikleri süreçte ise Tutankamon’un lâhdini bulacaklardır. Tarihler 23 Şubat 1923′ü gösterdiğinde buldukları lâhdin içerisini açan bu iki araştırmacı lâhdin ierisinde Tutankamon’un mumyasını el değmemiş şekilde bulmuşlardır. Araştırmacılardan Carter’a son kazı ve araştırma çalışmaları sırasında kendisini en çok heyecanlandıran şeyin ne olduklarını soranlara şu cevabı vermiştir.

“Küçük bir çiçek demeti. Bu, dul bir kadının, kocasına verdiği son hediyeydi. Ve çiçekler, aradan geçen üçbin beşyüz yıl’a rağmen renklerini kaybetmemişti.”