Havalı Çalgılar Hakkında Bilgi

Durma Sende Paylaş!

AEROFONLAR (HAVALI ÇALGILAR)

Havalı çalgıların çıkardığı ses, bir borunun veya bir başka kapalı boşluğun içindeki havanın titreşmesiyle oluşur. Hava, çok çeşitli yollarla titreştirilebilir: çalgıyı çalan kişi, dar bir delikten üfleyebilir (flütlerde olduğu gibi) veya genellikle kamıştan yapılan bir dili titreştirebilir, çalanın dudak hareketleri bir fosurtuya yol açabilir (bakır üflemelilerde olduğu gibi) veya daha seyrek olarak çalgı, ortamdaki havanın etkisiyle ses verir (bu tür çalgılara «açık havada ses veren aerofonlar» denir; bunların çoğu eski veya folklorik çalgılardır).

Bilinen yan flüt, gerçekte, boru biçiminde, elle tutulan, içine üflenen ve «flüt» genel adı altında toplanan geniş bir çalgı kategorisi içinde yer alır. Parmaklar, boru üzerinde, ses aralıklarına göre açılmış delikleri kapatır; bunların açılıp kapatılması, boru içindeki titreşen hava sütununun uzunluğunu, dolayısıyla flütün çıkardığı sesin yüksekliğini değiştirir.

havali-calgilar-hakkinda-bilgi Havalı Çalgılar Hakkında Bilgi

Orkestra flütünde delikler, tamponlar ve onları hareket ettiren anahtarlardan oluşan gelişmiş bir mekanizma aracılığıyla açılıp kapanır. Orkestradaki ağaç üflemeli çalgılarda da flüttekine benzer bir anahtar mekanizması vardır. Bu çalgılar flütten, borularının üst ucunda tek veya çift dilin bulunmasıyla ayrılır. Klarnet ve saksofonda, «bek» adı verilen parçaya bitişik, kamıştan tek bir dil vardır; obua ve fagotta ise, kavisli iki kamış dil bulunur. Ortaçağ’da ve Rönesans döneminde Avrupa’da kullanılan ve nezleli bir ses veren şalümo ve kromorn türünden çalgılarla gaydalar, çift dilli modern üflemeli çalgılara model oluşturmuştur.

Bakır üflemeli çalgıların en eski ataları, hayvan boynuzlarından (şofar gibi) veya deniz kabuklarından yapılan çalgılardır. Bakır üflemeli çalgılarda, çalanın dudakları çift dil işlevi görür; ama çalgıyı çalan, dudak kaslarım az veya çok kasarak, aralarında armonik ilişki bulunan ve borunun içinde tınlayan değişik sesler çıkarır. XV. yy’dan beri trombondan, borunun uzunluğunu değiştirmeyi sağlayan bir sürgü mekanizması sayesinde, daha başka sesler de elde edilebilmektedir. Ama trompetler, kornolar, tubalar ve onların atalan, önceleri ancak sınırlı sayıda ses verebilirlerken, XIX. yy’da bu çalgıların yapısına silindirlerin girmesiyle ses bakımından zenginleşmişlerdir. Üflemeli çalgılarda sesin kalitesi bakımından rezonatörün dış biçimi ve yapısı, hava boşluğunun iç biçimi ve titreşim kaynağı kadar önemli değildir. Hava boşluğu (yani borusunun içi) silindir biçiminde olan üflemeli çalgılar klarinet, trompet ve trombondur; koni biçiminde (yani borusunun bir ucu öbür ucundan daha geniş) olanlarsa, obua, saksofon, korno ve tubadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.