Afrika’da Dinsel Yenilenme

afrikada-dinsel-yenilenme Afrika’da Dinsel Yenilenme

AFRİKA’DA YENİ DİNSEL AKIMLAR, HIRİSTİYANLIKTA VEYA İSLAMİYETTE DEĞİŞİKLİKLER YAPARAK TOPLUMSAL VE SİYASAL TALEPLERİNİ BÜTÜNLEŞTİRMİŞLERDİR.

Afrika’da, Hıristiyanlığın veya İslamiyetin içinde doğan bağımsızlık ve kurtuluş hareketleri, dini kullanarak, güç ilişkilerinin, toplumsal sistemlerin ve anlayışların değiştirilmesini sağlamaya çalışmışlardır.

Bu akımların çeşitli ortak noktaları vardır: bağdaştırmacı yanları, bütün kötülüklerden arınmış bir krallığın geleceğini vaaz eden karizmatik bir kişiye bağlı olmaları, doğrudan mistik ilişkinin önem taşıdığı kutsallık tekniklerine başvurmaları, büyücülüğe ve fetişlere karşı savaş, katı bir ahlak… XIX. yy’da zenci Müslümanlar arasında ortaya çıkan mehdicilik, mehdi adlı bir Tanrı elçisinin gelip adaleti egemen kılacağı ve ahlak bozukluğuna son vereceği inancına dayanıyordu: bu akım, kutsal şiddet, eşitlikçilik ve püritenlik temelinde global bir reform vaaz ederek kolektif bir ihtiyaca karşılık verdi. Hıristiyanlıktan kaynaklanan mesihçi akımlarsa sömürge halklarının siyaset ve dini birleştirerek « inisiyatifi yeniden ele alma » girişimiydi. Sözgelimi XX. yy’da Kimbanguculuk önemli bir kitlesel destek ve hareket kazandı. Kurucusu Kongolu Simon Kimbangu (öl. 1951), kendini Kitabı Mukaddesteki büyük peygamberlerin izleyicisi ilan etti: Belçika sömürge yönetimince atıldığı hapishanede ölünce, İsa ile aynı acıları çekmiş bir din şehidi mertebesine yükseltildi. Böylece olay, beyaz düzenin yıkılıp zengin ve adil bir devletin kurulacağı vaadiyle siyasi bir boyut kazandı. Büyük güç kazanan hareket, bağımsızlıktan sonra bir kilise kurdu ve muhalif niteliğini kaybederek Zaire’de iktidara ortak oldu. Bu gelişmeler üzerine resmi kilise de, kısa bir süre sonra ibadetle ilahiyatta simgesel anlatım tarzlarını ve Kitabı Mukaddes’in mesajını koruyarak geleneksel Afrika mirasına sahip çıkacak bir yabancı kültürden arınma düşüncesine yöneldi.

Çağımızdaki Bağdaştırmacılık

ağımızdaki-Bağdaştırmacılık-180x125 Çağımızdaki Bağdaştırmacılık

AVRUPALILARIN DENİZAŞIRI yayılmacılığı, yerli kültürler ve dinlerin tepkisine yol açtı. Afrika’da İslam egemenliğindeki bölgelerin yakınında yaşayan halklar da benzer şekilde etkilendiler. Yerli kültlerin yandaşları, daha güçlü sistemlerle kurulan ilişkilerden de yararlanarak eski ve yeni din öğelerini birleştirerek yeni dini akımlar oluşturdular. Çarpışma, kopma ve çatışmadan doğan bu akımlar, tanrıların tanrılara, ayinlerin ayinlere eklenmesiyle bir senteze ulaştı: Benin’deki vudu kültleri, geleneksel tanrılara Hıristiyan azizlerini de ekleyen Brezilya ve Haiti vudu kültleriyle karşılaştırıldığında, bu durum daha iyi anlaşılır. Bu uyarlamaların arkasında her zaman kolektif kimlik, kişisel bilinç veya toplumsal ilişkilerle ilgili sorunlar bulunur. Binlerce akıma bağlı 10 milyonlarca inananıyla kara Afrika, Hıristiyan olduklarını öne süren kiliselerden, İslam’la uzlaşıp geleneksel dinlerini Allah’ın otoritesine tabi kılmakla birlikte, kendi ayinlerini sürdürmekten de geri kalmayan çeşitli dinlere kadar uzanan çok geniş bir yelpaze oluşturur. Latin Amerika’da nüfusun yaklaşık üçte birini yakından ilgilendiren bu hareket, Afrika kökenli kentli zenci nüfusun yanı sıra Candomble’den umbandaya kadar çeşitli biçimlere bürünerek toplumun diğer tabakalarına da girmiştir.

Bu Afrika-Brezilya kültleri, ruhların canlı varlıkların içlerine girmesi yoluyla tedavi gibi pratik amaçlar üzerinde yoğunlaşmıştır. Sömürgeleştirmeye, dışardan gelen dinlere ve modernleşmeye karşı bir kimliğin kanıtı olan bu kültler, siyasal bir kullanıma veya sivil ve dini güçlerin şiddetli saldırılarına alet olabilir. Ama özgün bir yerel ifade tarzı olarak, bu halkların yaşadığı karmaşık değişimlerde rol oynadıklarını ve çoğunlukla bu değişimlere katlanmayı kolaylaştırdıklarını kabul etmek gerekir.

Tören Deneyimi Nedir

toren-deneyimi-nedir Tören Deneyimi Nedir

Tören deneyimi

TÖRENLERDE MÜZİK VE DANSIN ÖZEL BİR YERİ VARDIR. TÖRENLER, TRANSLA VEYA CİN TUTMASIYLA DORUK NOKTASINA ULAŞIR.

Topluluk içindeki ayinlere katılmak, inananlara dininin anlamını ve değerlerini kavrama olanağı verir. Yaşanan deneyim, duyumlarla algılanarak bireyin vücudunda yerleşir: müzik ve ritim vücudunu sarar, onu ele geçirir ve kutsallığa ulaştırır; doğa, insan ve doğaüstü arasında simgesel bir uyum sağlayan kostüm, maske ve cisimlerin kokuları, biçimleri ve renkleri, ona tanrılar dünyasının yakınlığını hissettirir. Ölüler, yaşayanlar ve doğacak olanlar, ataların dünyasıyla karşılaşan ve geleceğe sırtını dönen insan arasındaki süreklilikle tanımlanan bir zaman kavramı bu görünüşü tamamlar. Geçmiş ve gelecek kuşaklar arasındaki ilişkiyi sağlamlaştıran kadın, şimdiki zamanın canlı bir imgesi, geçmişle geleceğin, ölümle yaşamın kesişmesidir.

Toplumun deneyimlerinden ve ataların sözlerinden oluşan gelenek, şimdiki zaman için bir mihenk taşı gibidir. Yaşamı, ölümle kesintiye uğrayan ve gene ölümle yepyeni bir güçle yeniden doğarak çevrimini tamamlayan tek bir gerçeklik olarak kabul eden inanç böyle açıklanabilir. Düşüncenin eyleme üstün görüldüğü bu çerçevede birey yetiştirilerek bilgiye ulaşmak, kendine hâkim olma yeteneği ve keskin bir bilinç yardımıyla bedeninin ve kendisini çevreleyen evrenin dışında bir hayale erişebilmek için kendi doğal sınırlarını aşmaya itilir. Mümin, inançları ve davranışlarıyla, kendisini etkileyen ve kendisi de etkilediğini hissettiği evrenin modeli, imgesi ve parçası olmak ister. Toplum içinde, birlikte yaşanan ve topluluk kimliğinin odak noktası etkeni olan dini ve deneyim, etnik birliği ölçüde destekler ve sağlamlaştırır.

Ayinlerin Uygulanması Hakkında Bilgi

oteki-dunya-ile-baglanti Ayinlerin Uygulanması Hakkında Bilgi

ayinlerin-uygulanmasi-hakkinda-bilgi Ayinlerin Uygulanması Hakkında Bilgi

Uygulamalar

AYİNLER, İNSANLARIN TANRILARLA İLETİŞİM KURMAK VE BARIŞ YAPMAK İÇİN YARATTIĞI VE KULLANDIĞI ARAÇLARDIR.

İnsanın değişmez çabası olan tanrılarla barışı korumak, ayinlerin çoğuna birer ihtiyat tedbiri özelliği kazandırır, işaretlerin arasına saklanmış güçlerin niyetlerini yorumlamak, bu güçlerin koyduğu yasaklara uymak, onları yatıştırabilecek veya iyi niyetli kılabilecek şeyler sunmak söz konusudur. Dolayısıyla ayin, insanların kurnazlığı elden bırakmadan, mutlu kurtuluş yolunun doğaüstü korunma araçlarına bağlı olduğu bir tür pazarlık şeklini alır. Tanrılar tarafından kurulan ve uygun görülen düzeni allak bullak edecek belli eylemler ve anlar sürekli uyanık olmayı gerektirir. Böylece yaşamın evreleri doğum, ergenlik (dine kabul edilme törenleri ve erkek çocuklar için sünnet törenleri) ve ölümü; seyahat, avlanma, barış, savaş gibi tehlikeli girişimleri, mutsuzlukları, hastalığı, doğal felaketleri belirten geçiş ayinleriyle kutsanır. Bütün bu durumlarda kâhinlere başvurulur. Daha sonra, kâhinin anlattıklarına ve kehanetlerine uyarak bir günahı bağışlatmak ve hayır için kurbanlar sunulur.

Bunların dışında, atalara ve Yaradan ile insanlar arasındaki aracılara da tapılır. Mekânın (kutsal yerler) ve zamanın (kutsal günler) düzenlenmesi, kaynakların kullanılması, toplumsal davranışlar gibi gizli güçler tarafından gönderilen buyruklara uymanın esasları ayin kurallarında belirtilmiştir. Emirlere karşı gelindiğinde mutlaka hastalık, yas, kuraklık şeklinde tanrılardan gelen bir cezaya çarptırılır. Bağışlanmak için kâhine danışılır ve kurbanlar adanır. Kâhinlik ve kurban uygulamalarını birleştirerek topluma, görünmeyenle ilişkilerini sürdürme, ona canlı bir biçim verme, bir ruhun insanın kişiliğini ve gücünü aktardığı trans haliyle adları anlatma yolunu sunar. Cin tutması kültlerinde tanrıyla temas çok daha özel bir hale gelir. Her ayin düzeni, bir arada var olma ilişkileriyle birbirine bağlanmış ortaklar arasında,’ kalıcı ve sözleşmeye dayalı, verilen söze ve dürüstlüğe saygı değerleri üzerine kurulu bir alışveriş sayesinde, tehdit altındaki dünya düzenini yeniden kurma fırsatını sunar.